120 Tütün Endüstirisi Ne İstiyor? Endüstrinin Kullandığı Yöntemler

Bu metinde tütün ve sigara ile ilgili önemli konular yedi başlık altında toplanmış olarak gözden geçirilecektir.
Her bir başlık iki bölüm olarak incelenecektir. İlk bölümde tütün endüstrisi ve sigara kullanımı ile ilgili bilimsel gerçekler ve kanıtları bulacaksınız. İkinci bölümde ise tütün endüstrisinin bu saptamalara karşı yaklaşım ve reaksiyonları, sigara politikaları ve sigara pazarlama yöntemlerine yine kanıtlar ışığında değinilecektir.
Bu metin “Tobacco Explained: The truth about the tobacco industry in its own words” adlı dokümandan hazırlanmıştır.

   

 

///

1 Sigara ve sağlık

Sigaranın sağlık üzerindeki etkileri hakkında ne biliyoruz?

Sigara içen kişi hızla bağımlı hale gelir. Sigaranın neden olduğu sağlık sorunları ise başka etkenlerle kıyaslanamayacak kadar fazladır. Başta akciğer olmak üzere kanserler, kalp damar ve solunum yolu hastalıkları gibi pek çok hastalığın sigara ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Sigaraya bağlı erken ölüm oranları çok yüksektir. Sigara, içmeyenlerin de sağlığını etkiler.
Sigara dumanı çoğu toksik, karsinojenik ve mutajenik olduğu bilinen 4.000’den fazla kimyasal madde içermektedir. Uzun süre sigara kullanan iki kişiden birinin sigara kullanımı nedeniyle erken öldüğünü, bu kişilerin yarısının hayatını orta yaştayken kaybettiğini biliyoruz.
Her yıl dünyada yaklaşık 5 milyon, WHO Avrupa Bölgesinde 1.2 milyon kişinin sigara kullanımına bağlı erken öldüğünü, bu rakamın 2030 yılında yılda 10 milyona çıkacağının tahmin edildiğini biliyoruz.

ANIMSAYALIM: Sigara dumanı çoğu toksik, karsinojenik ve mutajenik olduğu bilinen 4.000’den fazla kimyasal madde içerir. Sigaranın neden olduğu sağlık sorunları ise başka etkenlerle kıyaslanamayacak kadar fazladır. Sigara, içmeyenlerin de sağlığını etkiler.

Tütün endüstrisi kendini nasıl savunuyor?
Ellili yılların başlarında sigara kullanımı ve akciğer kanseri arasındaki istatistiksel bağlantıyı gösteren bir araştırma yayınlandı. Aynı tarihlerde tütün endüstrisinin kendi araştırmaları da tütün dumanında karsinojenler saptamaya ve sigara ile kanser arasındaki ilişkiyi doğrulamaya başladı. Endüstri için ciddi bir problem doğmuştu: Sağlık sorunlarını itiraf etmek ve pazarlanabilir çözümler bulmaya çalışmak veya basitçe inkar etmek.
Tütün endüstrisi, ürünlerine karşı giderek artan ezici kanıtlarla karşılaşmaya başladı. Yanıt olarak sigara kullanımının sağlık açısından zararlarına ilişkin yorum yapmak için yeterli düzeyde kanıt olmağını ileri sürerek daha fazla araştırma ve mutlak kanıt talep etti. Böylelikle ürünlerine bağlı sağlık risklerinin varlığı konusunda kuşku ve tartışma yaratmış oldu. Bir yandan kamuoyunda artan kaygılara karşı sigaralara filtre ekleyip, sigara kullanımının sağlık risklerine ilişkin araştırma yapma sözü verdi. "Tehlikesiz sigara” için araştırma da başlatılmıştı, ancak bir firmanın “tehlikesiz” bir ürün üretmesinin, diğer ürünlerin tehlikeli olduğu anlamına geleceğinden sakıncalı bulundu.
Altmışlı yılların başlarında endüstri avukatları sağlık problemini kabul etti ve dava edilmeleri halinde bir güvence aracı olarak kullanmak üzere, paketlere uyarı etiketleri koymayı teklif ederek radikal bir adım attı.

ANIMSAYALIM: Ellili yılların başlarında tütün endüstrisinin kendi araştırmaları da tütün dumanında karsinojenler saptamaya ve sigara ile kanser arasındaki ilişkiyi doğrulamaya başladı. Altmışlı yılların başlarında endüstri avukatları dava edilmeleri halinde bir güvence aracı olarak kullanabilmeleri için paketlere uyarı etiketleri koymayı gündeme getirdi.

///
2 Nikotin ve bağımlılık 

Nikotin ve bağımlılık hakkında ne biliyoruz?
Sigara içmenin ve bırakılmasına karşı var olan olağanüstü direncin nikotin adlı maddeye bağımlılık olduğu anlaşılmıştır. Nikotinin beynin dopamin sisteminde eroin ve kokaininkine benzer etkileri olduğu gösterilmiştir.
Sigara içicileri nikotin bağımlılığı nedeniyle sigara içme arzusu duyar, ancak zararın büyük kısmı yanan tütünden çıkan katran ve gazlardaki 4000’den fazla sayıdaki diğer maddelerden kaynaklanır. Tütünü bu kadar ölümcül yapan işte bu kombinasyondur.
Sigaranın bırakılmasıyla huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, anksiyete, sinirlilik, iştah artışı, depresyon ve aşırı bir tütün kullanma isteği gözlenebilir. Nikotin replasmanı (bant, sakız vs.) ile yoksunluk belirtilerinin giderilmesi, ancak plasebo (nikotin içermeyen bant ve sakız vb.) ile giderilememesi; bu belirtilerin davranışsal değil nikotine bağlı olduğunu destekler.
Tütünü bırakmak istediğini söyleyen kullanıcıların oranı yüksek (yaklaşık %70) olmasına rağmen, bırakma oranları düşüktür. Bu konuda yapılan iki çalışmanın sonucuna göre; sigarayı bırakmayı deneyenlerin %5’ten azı sigaradan 6 ay boyunca tam olarak uzak kalabilmiştir. 2 gün uzak kalabilenler ise yalnızca üçte bir oranındadır. Nikotin replasman tedavisi başarılı bırakma oranını yaklaşık ikiye katlamıştır.

ANIMSAYALIM: Sigara içicileri nikotin bağımlılığı nedeniyle sigara içme arzusu duyar, ancak zararın büyük kısmı yanan tütünden çıkan katran ve gazlardaki 4000’den fazla sayıdaki diğer maddelerden kaynaklanır.  Tütünü bırakmak istediğini söyleyen kullanıcıların oranı yüksek olmasına rağmen, bırakma oranları düşüktür.

Tütün endüstrisi kendini nasıl savunuyor?
Altmışlı yılların başlarından itibaren endüstri belgelerinde nikotinin bağımlılık yapıcı özelliği ele alınmış ve sigara kullanmaya devam etmenin birincil nedeninin nikotin bağımlılığı olduğu kabul edilmiştir. Belgeler nikotinin farmakolojik veya psikofarmakolojik -beyin veya merkezi sinir sistemi üzerindeki- etkileri hakkındaki ifadelerle doludur ve endüstrinin nikotinin madde (drug) olduğuna inandığını göstermektedir.
Endüstri her zaman kamu nezdinde nikotinin bağımlılık için değil, tat ya da lezzet için önemli olduğunu iddia etmiş; nikotinin bağımlılık yaratmadığı iddiasını sürdürmüştür. Yedi Amerikan tütün şirketinin başkanları 1994’deki Kongre oturumlarında hep birlikte, nikotinin bağımlılık yaratmadığı şeklinde ifade vermiştir.
Yetmişlerin başlarında endüstri avukatları endüstrinin sigara kullanımını savunmada kullandığı “özgür seçim” argümanının bağımlılık zemininde çürütüldüğünden ve endüstriye karşı açılan davalarda etkisi olabileceğinden kaygılanmıştı.
Doksanların sonlarında sigaranın bağımlılık yarattığını gösteren birçok dahili belgenin kamuoyunun gözü önüne gelmesiyle şirketler olayı geçiştirmeyi ve bağımlılığın tarifini değiştirmeyi deneyerek reaksiyon vermiştir.
Liggett 1997’de birliği bozan ve “sigaranın bağımlılık yapıcı olduğunu” kabul eden ilk şirket olmuştur. Birçok şirket nikotinin bağımlılık yarattığını hala açıkça reddetmektedir.

ANIMSAYALIM: Altmışlı yılların başlarından itibaren endüstri belgelerinde nikotinin bağımlılık yapıcı özelliği ele alınmış ve sigara kullanmaya devam etmenin birincil nedeninin nikotin bağımlılığı olduğu kabul edilmiştir. “Sigaranın bağımlılık yapıcı olduğunu”nun şirketler tarafından ilk kabulu 1997’de olmuştur.

///

3 Çocuklara pazarlama

Çocuklara pazarlama konusunda neler biliyoruz?
Tütün endüstrisinin gençlerin davranışlarını, arzularını, yaşam biçimlerini ve bunlardan nasıl faydalanacaklarını araştırdıkları bilinmektedir.
Sigara reklamlarının 3 yaşındaki çocuklara kadar ulaştığını biliyoruz.
En başarılı sigara reklam kampanyalarından ikisi Marlboro’nun Kovboy ve RJ Reynolds’un Yaşlı Deve Joe tiplemeleridir. Bu kahramanların cazibesi doğrudan gençliğe yönelik olmuştur. Bir çalışmada, altı yaşındaki çocukların Deve Joe’yu Mickey Fare kadar iyi tanıdığı, başka çalışmalarda da Deve Joe’nun yetişkinlerden çok çocukları cezbettiği saptanmıştır.
Sigarayı ilk deneme olasılığının en yüksek olduğu yaşlarda, çocukların sigara reklamlarından mesajlar aldığını biliyoruz. 11 yaşındaki çocuklar tarafından en iyi hatırlanan markalar, en yoğun reklamı yapılanlar olmuştur. Bir çalışmada 10 ve 11 yaşındaki çocukların üçte biri ve ortaokul öğrencilerinin yarıdan fazlası sigara markalarını ve bunların sponsorluk yaptıkları sporları sayabilmiştir.
Ergenler tarafından en çok tüketilen sigaralar, spor organizasyonlarında en yoğun sponsorluk yapan firmaların ürünleridir.
Reklamcılar sigarayı isyankarlık, kendini ifade etme, özgüven, bağımsızlık, özgürlük, yetişkin kimliği, erkeklik ve dişilik gibi niteliklerle eşdeğer göstermeye çalışmaktadır.
Bağımsız anketler sigara kullananlardan yaklaşık %60’ının 13 yaşında ve %90’ının 20 yaşından önce sigaraya başladığını göstermektedir.

ANIMSAYALIM: Tütün endüstrisi gençlerin davranışlarını, arzularını, yaşam biçimlerini ve bunlardan nasıl faydalanacaklarını araştırmışlardır. Bu reklamlar farklı yaş gruplarındaki çocuk ve ergenleri etkilemiştir. Sigara reklamları 3 yaşındaki çocuklara kadar ulaşmıştır. Sigara kullananlardan yaklaşık %60’ının 13 yaşında ve %90’ının 20 yaşından önce sigaraya başladığı bildirilmiştir.

Tütün endüstrisi kendini nasıl savunuyor?
Endüstri çocuksu pazarlama yapmaktan kaçındıklarını ve çocuklara cazip görünmekten uzak durduğunu iddia etmektedir. Oysa çocuk ve ergenlere yönelik reklamlar, sigara kullanımını yetişkinlikle özdeşleştirmiştir. Pazarlama yöneticileri sigarayı yetişkinliğe girişin bir parçası olarak sunmuştur: “yetişkinlerin dünyasına girmenin simgelerinden biri olan seks gibi yasak bir zevk”
Tütün şirketleri gençleri hedeflemedikleri iddiasını her zaman sürdürseler de, ergenlere satışın pazar mantığı baskın gelmiştir. Ergenler tütün şirketleri ve genel olarak endüstri için önemli bir savaş alanıdır.
Şirketler çocukların sigara kullanmasındaki en önemli faktörün arkadaş baskısı olduğunu iddia etmiştir. Ancak firma içi belgeleri gençlere yönelik agresif reklamlar yapıldığını, hatta insanların kendi markalarını kullanması için arkadaş baskısının manipüle edildiğini göstermekte ve iddia ile açıkça çelişmektedir.

ANIMSAYALIM: Ergenler tütün şirketleri ve genel olarak endüstri için önemli bir savaş alanıdır.

///
4 Reklamlar

Reklamlar ve sigara kullanımına ilişkin neler biliyoruz?
Reklamların tütün tüketimini artırdığını biliyoruz. Reklamlar ile tütün kullanımını ilişkilendiren en kapsamlı çalışma 1993’te yayınlanmıştır.  Bu araştırmada Smee reklam harcamaları ile toplam tütün tüketimini ilişkilendiren 212 ‘zaman serisini’ incelemiş ve sonuçların reklamların tüketimi artırdığı görüşünü desteklediğini bildirmiştir. Smee ayrıca tütün reklamı yasağının etkilerini de incelemiş; reklamların yasaklandığı ülkelerdeki tüketimde %4-9 azalma olduğunu saptamıştır. Smee: “Reklamların yasaklanması ile sigara kullanımında başka faktörlerle açıklanamayacak düşüş oduğu” sonucuna varmıştır.
Zaman serileri araştırmasındaki ekonometrik bulgularla yapılan bir meta-analiz, reklam harcamaları ile sigara tüketimi arasında da pozitif ilişki olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çalışma reklam harcamalarında %10’luk artışın tüketimde %0.6 artışa yol açtığını göstermiştir.
ABD Kamu Sağlığı Hizmetleri Başkanı (Surgeon General) 1989 raporunda bu noktayı nihai olarak kanıtlayacak çalışmalar tasarlamanın güçlüklerini vurgulamış ancak şu sonucu duyurmuştur: “Toplu ampirik, deneysel ve mantıksal kanıtlara göre reklam ve tanıtım aktivitelerinin sigara tüketimini artırıyor olması daha olasıdır”. 
 
         1960'lardan bir reklam. Reklamda bilim insanları, eğiticiler ve sporcular kulanılmış.

ANIMSAYALIM: Reklamlar tütün tüketimini artırmaktadır. Reklam harcamalarındaki %10’luk artışın tüketimde %0.6 artışa yol açtığı, reklamların yasaklandığı ülkelerde tüketiminde %4-9 azalma sağladığı gösterilmiştir.

Reklamlar sigara tüketimini hangi yollardan etkiliyor?
ABD Kamu Sağlığı Baş Sözcüsü tütün reklamlarının sigara kullanımını yedi yolla teşvik ettiğini ileri sürmektedir:
1. Çocukları veya genç yetişkinleri tütünü denemeye ve böylelikle düzenli kullanıma geçmeye teşvik ederek
2. Sigara içenleri tüketimi artırmaya teşvik ederek
3. Sigara içenlerin bırakma motivasyonunu azaltarak
4. Eski kullanıcıları tekrar başlamaya cesaretlendirerek
5. Medyanın -reklam verenlere bağımlılığının sonucu olarak- sigara kullanımının tehlikelerini tüm yönleriyle ve açıkça tartışma cesaretini kırarak
6. Tütün şirketlerinden sponsorluk alan organizasyonların bağımlılığı sonucunda karşıtların tütün üzerindeki kontrolünü bastırarak
7. Aynı anda bir çok yerde reklamlar ve sponsorluk vs. aracılığıyla tütün kullanımının olağan görüldüğü ve sağlığa ilişkin uyarıların göz ardı edildiği bir ortam yaratarak

Tütün endüstrisi kendini nasıl savunuyor?
Kırklı yıllarda ilk sigara reklamları ile ürünün kullanımıyla azalan risk, sağlık güvencesi, hatta sağlık “yararları” ileri sürülmüştü. Altmışlarda da, üreticiler reklamları ürünlerinin kansere neden olduğunu inkar etmek için kullanıyordu.
Tütün endüstrisi reklamları yasaklamanın “ticari konuşma özgürlüğünün” ihlali olacağını defalarca iddia etmiş, ancak reklamlarından çoğunun yanıltıcı olduğu iddiasını ise yanıtlamamıştı.
Endüstri reklam yapılmasının tek nedeninin mevcut kullanıcıların markalarını değiştirmeye yönelik olduğu, genel tüketimi etkilemediği ve gençleri sigaraya başlatmayı hedeflemediği iddiasını sürdürdü.
Televizyonda sigara reklamları önce İngiltere ve ardından ABD’de yasaklandığında, şirketler yasakları delmek için sanat ve spor olaylarına sponsorluk arayışına girdi. Üreticiler sponsorluğun da genel tüketimi etkilemediği iddialarını sürdürdü.

ANIMSAYALIM: Endüstri reklam yapılmasının tek nedeninin mevcut kullanıcıların markalarını değiştirmeye yönelik olduğu, genel tüketimi etkilemediği ve gençleri sigaraya başlatmayı hedeflemediği iddiasını sürdürdü.
Avrupa Birliği Haziran 1998’de 2006’dan itibaren tütün reklamları, sponsorluğu ve promosyonunu yasaklayan bir direktifi onaylamıştır
.

///
5 Sigaranın İçeriği: Katkı maddeleri, düşük katranlı ve 'tehlikesiz' sigaralar

Sigaranın içeriğine ilişkin neler biliyoruz
?
Tütün gibi kurutulmuş organik materyalin yanmasıyla ortaya çıkan zararlı maddeleri uzaklaştırmak veya önlemek mümkün değildir. ‘Güvenli’ sigara – en azından içildiğinde – mümkün değildir.
Bugün pazarda bulunan düşük katranlı sigaralar sağlık açısından anlamlı fark sağlamamaktadır. Sigara kullanma davranışı büyük ölçüde, sigara kullanan kişinin nikotin tüketme ve kandaki tatmin edici nikotin düzeyini koruma ihtiyacına bağlıdır. Düşük katranlı sigara kullananlar, sigara bir cihazla içildiğinde düşük miktarda katran ve nikotin içerdiği varsayılsa bile, ihtiyaç duydukları nikotin alımını sağlayabilmek için bir dizi ‘hile’ye (örneğin sigara sayısını artırmak) başvurabilirler. Katran alımı nikotin alımıyla yakından bağıntılı olduğundan, katran alımı da artar.  Bu etkiye ‘telafi’ adı verilir ve bilimsel literatürde kapsamlı biçimde belgelenmiştir.
60’lı yılların ortalarından itibaren sigara üretiminde amonyak kullanılmaya başladı. İçeriğe amonyak gibi bir alkali maddenin eklenmesi ‘serbest nikotin’i (dolayısıyla bağımlılığı) ve emilim hızını artırır. Şu anda amonyak teknolojisi endüstride yaygın biçimde kullanılmaktadır.

ANIMSAYALIM: Tütün gibi kurutulmuş organik materyalin yanmasıyla ortaya çıkan zararlı maddeleri uzaklaştırmak veya önlemek mümkün değildir. ‘Güvenli’ sigara – en azından içildiğinde – mümkün değildir.

Tütün endüstrisi kendini nasıl savunuyor?
Altmışlı yılların ortalarında tütünün sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik endişeler o kadar artmıştı ki, tütün firmaları alternatif nikotin uygulama sistemlerini araştırmaya başladı. Buradaki zorluk, sağlık konusundaki endişeler nedeniyle katran düzeylerini azaltırken, aynı zamanda müşterilerin bağımlılıklarını sürdürecek benzer veya daha yüksek nikotin düzeylerini korumaktı. Endüstri danışmanları ve bilim adamları tütünün yanmasıyla ortaya çıkan karsinojenler nedeniyle, tam anlamıyla “güvenli” bir sigara keşfetmenin imkansız olduğu konusunda uyarılarda bulundular. Ayrıca tehlikesiz sigara yapma çabası, mevcut ürünlerinin “tehlikeli” olarak algılanmasına da yol açacaktı.
Yetmişli yılların başında firmalar ‘telafi’yi tartışmaya başladı. Endüstri araştırmacıları “düşük katranlı sigaraya geçişin etkisinin sigara kullanma risklerini azaltmak yerine artırmak olabileceğini” bile ileri sürdüler.
Seksenli yıllarda ve 90’lı yılların başında Brown and Williamson bitkideki nikotin miktarını iki katına çıkarmak amacıyla tasarlanmış genetik olarak değiştirilmiş tütün üretimini incelemeye başladı.
Doksanlı yıllarda tütün firmaları sigaralardaki nikotin düzeylerini değiştirmeyi defalarca reddetti.
Bugün İngiltere’de sigaralara ilave edilmesine izin verilen yaklaşık 600 katkı maddesi bulunmaktadır. Bunlar çoğunlukla gıda katkıları olarak onaylanmıştır. Yandıkları zaman farklı ürünlere dönüşme olasılıkları olmasına rağmen, yanma ve soluma koşullarında ayrı testler yapılmamıştır.

ANIMSAYALIM: Endüstri danışmanları ve bilim adamları tütünün yanmasıyla ortaya çıkan karsinojenler nedeniyle, tam anlamıyla “güvenli” bir sigara keşfetmenin imkansız olduğu konusunda uyarılarda bulundular. Ayrıca tehlikesiz sigara yapma çabası, mevcut ürünlerinin “tehlikeli” olarak algılanmasına da yol açacaktı.

///
6 Pasif içicilik

Pasif içiciliğe ilişkin neler biliyoruz?

Pasif içiciliğin çocuklarda astım, orta kulak enfeksiyonu, bronşiyolit ve pnömoni için risk faktörü olduğunu; erişkinlerde akciğer kanseri ve kalp hastalığına ek olarak burun kanseri, kistik fibrozda kötüleşme, akciğer fonksiyonunda azalma ve serviks kanseriyle de ilişkili olduğunu biliyoruz.
Pasif içicilik bir akciğer kanseri nedenidir ve uzun süre maruz kalan kişilerde risk artışı %20-30 düzeyindedir.
Sigara içen bir kişiyle aynı evde yaşayan sigara kullanmayan kişilerde kalp hastalığı riski genel olarak %23 artar. 
Ebeveynlerin sigara kullanımı beş yaşın altındaki çocuklarda her yıl en az 17,000 çocuğun hastaneye başvurmasına yol açmaktadır.
Sigara içen annelerin bebeklerinde ani bebek ölümü sendromu (beşik ölümü) riski iki kat daha fazladır.

ANIMSAYALIM: Pasif içicilik çocuklarda astım, orta kulak enfeksiyonu, bronşiyolit ve pnömoni için risk faktörüdür; erişkinlerde akciğer kanseri ve kalp hastalığına ek olarak burun kanseri, kistik fibrozda kötüleşme, akciğer fonksiyonunda azalma ve serviks kanseri ile de ilişkilidir.

Tütün endüstrisi kendini nasıl savunuyor?
Endüstri pasif içicilik ile ilgili iki açıdan güçlük ile karşılaştı. İlki, sigara içmeyenleri korumaya yönelik önlemlerin sigara içme fırsatlarını azaltması ve sigaranın sosyal kabul görmeme durumunu güçlendirmesidir. İkincisi, sigara içmeyenlerin zarar görmesi halinde ‘sigara içme özgürlüğü’ argümanlarının yıkılmasıdır.
Endüstri “pasif içiciliğin” neden olduğu zarara ilişkin çok yaygın görüş birliğini kabul etmeye yanaşmadı, tersine bunu reddederek üzerini örtmeyi ve tartışmayı etkilemeyi denedi.
Yetmişli yılların sonunda endüstri araştırmaları, bir yandan bir problem olduğunu inkar edip, diğer yandan tütün dumanında zararlı bileşenler olduğunu gösterdi ve yan akım dumanının (yanan sigaranın sonunda çıkan duman) miktarını ve bileşimini azaltmaya çalıştı.  Yan akım dumanı az olan bazı ürünler 90’lı yılların sonunda piyasaya girdi.
Seksenli yılların başında, pasif içiciliğin sigara kullanmayan kişiler üzerinde ciddi bir tehdit oluşturduğu ve akciğer kanseri riskini artırdığı yönünde giderek artan epidemiyolojik kanıtlar vardı. Seksenli yılların sonunda Philip Morris ve avukatları pasif içicilik konusundaki olumsuz yargılara karşı çıkmak için bilim adamlarını toplamak amacıyla Avrupa’da gizli bir program başlattı.

ANIMSAYALIM: Endüstri “pasif içiciliğin” neden olduğu zarara ilişkin çok yaygın görüş birliğini kabul etmeye yanaşmadı, tersine bunu reddederek üzerini örtmeyi ve tartışmayı etkilemeyi denedi.

///
7 “Yeni oluşan pazarlar” gelişmekte olan ülkelere geçiş

Yeni oluşan pazarlara ilişkin neler biliyoruz?

Sigara bırakma oranlarında dramatik bir değişiklik ve yeni bir müdahale olmazsa, çocuklar beklenen oranlarda sigara içmeye başlarsa,  1.3 milyar olan sigara içici sayısının 2025 yılında 1.64 milyara ulaşması beklenebilir.

Batı’nın yerleşmiş bazı pazarlarında sigara kullanma oranlarının azalması ve bazı pazarlarında da doruk noktasına ulaşmasıyla birlikte batının uluslararası sigara firmaları özellikle Doğu Avrupa ve Asya’da, aynı zamanda Latin Amerika ve Afrika’da global operasyonlarını genişletmenin yollarını araştırmaya başladı.

Şu anda kadınlarda sigara kullanma oranları erkeklere göre daha düşük olduğundan, gelişmekte olan ülkelerdeki kadınların odak noktası olması beklenebilir. Gelişmekte olan ülkelerde %8 olan sigara kullanma sıklığı 2025 yılında %20’ye yükselebilir.

ANIMSAYALIM: Endüstri için gelişmekte olan ülkelerdeki kadınların odak noktası olması beklenebilir.

Tütün endüstrisi kendini nasıl savunuyor?
Firmalar daha önce ticarete kapalı olan Doğu ve Orta Avrupa ile eski Sovyetler Birliği gibi ülkelerin yakın zamanda ticarete açılmasından yararlandı.
Amerikan firmaları, hükümetin de yardımlarıyla Tayvan ve Japonya gibi Asya ülkelerinde ticarete başlamak için ekonomik güçlerini – ve yaptırım tehdidini - kullandı. Önce kadınların sigara kullanma oranlarının düşük olduğu bölgelere yöneldi.
Firmalar Çin’e uzun zamandır girmeye çalışıyorlar; Çin’de sigara kaçakçılığı yaptığı kanıtlanan firmalar var.

ANIMSAYALIM: Batı’nın yerleşmiş bazı pazarlarında sigara kullanma oranlarının azalması ve bazı pazarlarında da doruk noktasına ulaşmasıyla birlikte batının uluslararası sigara firmaları yeni pazarlara yöneldi.