220 Ulusal Tütün Kontrol Programı

Ulusal Tütün Kontrolü Programı
 
Bu metinde Türkiye’nin tütün kontrolü programını, programın hedeflerini ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için gerekli kurumları sizlere aktarmayı hedefledik. Ulusal Tütün Kontrol Programı, ilk kez 2006 yılında yayınlanmış ve 12 Aralık 2007 tarihinde, Sağlık Bakanı Recep Akdağ tarafından 2008-2012 yılları arasında uygulanmak üzere tanıtılmıştır.
 
Bu hedef doğrultusunda metinde 10 temel amaç, 21 Hedef ve 81 stratejiden oluşan ulusal tütün kontrol programının üç ana önlem paketi altında incelendiğini göreceksiniz: 
   1. Tütün ve tütün ürünlerine yönelik talebin azaltılması
   2. Tütün ve tütün ürünlerinin arzının azaltılması
   3. Ulusal tütün kontrol programının izlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması

Bu başlıkları okurken her birinin kendi içinde belirli bir sistematiğe göre yazıldığını fark edeceksiniz. Her bir bölümde önce mevcut durum anlatılmakta ardından bu alandaki hedef, amaç ve stratejiler ortaya konmaktadır.

Hedefimiz bu metni tamamlayan katılımcı doktorların ulusal tütün kontrol programının tüm bileşenlerinden haberdar olması ve yapabileceği katkıları meslektaşları ile tartışabilmesini sağlamaktır.

///
Neden tütün kontrolü programı? 

Tütün kullanımı, çok yaygın bir bağımlılık çeşidi olmasının yanı sıra, tütün ve dumanında bulunan maddelerin insan sağlığı üzerine yaptığı olumsuz etkiler nedeniyle dünyanın ve ülkemizin en önemli ve önlenebilir halk sağlığı sorunlarından biridir.

Sigara kullanımı pek çok öldürücü hastalığın meydana gelmesine yol açmaktadır. 2005 yılında dünyada sigaraya bağlı hastalıklardan yaklaşık 5 milyon kişi, ülkemizde ise 100.000 kişi hayatını kaybederken, bu sayının 2030 yılına kadar her yıl dünyada 10 milyon kişiye, ülkemizde ise 240.000 kişiye yükseleceği tahmin edilmektedir.

Tütün kullanımının giderek artmasına, dünya çapında insan sağlığını tehdit edebilecek boyutlara ulaşmasına ve tütün şirketleri tarafından pazar oluşturma stratejilerine karşı geliştirilen ve bu konudaki ilk uluslararası anlaşma özelliğini taşıyan "Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi", 21 Mayıs 2003 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü’nün 56. Dünya Sağlık Asamblesi'nde kabul edilmiştir. Bu Sözleşme, ülkemiz tarafından da kabul edilmiş ve 30 Kasım 2004 tarihinde, 25656 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
 
ANIMSAYALIM: 2005 yılında dünyada sigaraya bağlı hastalıklardan yaklaşık 5 milyon kişi, ülkemizde ise 100.000 kişi hayatını kaybederken, bu sayının 2030 yılına kadar dünyada 10 milyon kişiye, ülkemizde ise 240.000 kişiye yükseleceği tahmin edilmektedir.

///
Ulusal tütün kontrolü programı nedir?

"Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi" kapsamında yapılacak çalışmaların planlanması ve ülkemizde sigara tüketiminin kontrol altına alınarak vatandaşlarımızın, özellikle gençlerimizin korunması amacıyla Sağlık Bakanlığınca 2006 - 2010 yıllarını kapsayacak şekilde bir "ULUSAL TÜTÜN KONTROL PROGRAMI" hazırlanmıştır. Programın temel hedefi, 2010 yılına kadar ülkemizde 15 yaş üzerinde sigara içmeyenlerin oranını % 80'in üzerine çıkarmak, 15 yaş altında ise % 100'e yakın olmasını sağlamaktır.
 
İlgili bakanlıklar, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin işbirliği ile hazırlanmış bulunan Ulusal Tütün Kontrol Programında hedef ve stratejiler ile bunların yerine getirilmesinden sorumlu kamu kurum ve kuruluşları belirlenmiştir.

Ulusal tütün kontrol programı üç temel hedefte özetlenen önlemleri içerir:
   1. Tütün ve Tütün Ürünlerine Yönelik Talebin Azaltılmasına Yönelik Önlemler:
      • Halkı Bilgilendirme, Bilinçlendirme ve Eğitim
      • Sigarayı Bırakma
      • Fiyat ve Vergilendirme
      • Çevresel Tütün Dumanı (Pasif İçicilik) 
      • Reklâm, Promosyon ve Sponsorluk
      • Ürün Kontrolü ve Tüketicinin Bilgilendirilmesi

   2. Tütün Arzının ve Tütün Ürünlerinin Kullanımının Azaltılmasına Yönelik Önlemler
      • Yasadışı Ticaret
      • Gençlerin Ulaşabilirliği
      • Tütün Üretimi ve Alternatif Politikalar 
   3. Tütün Kullanımı ve Ulusal Tütün Kontrol Programının İzlenmesi, Değerlendirilmesi ve Raporlanması

///
1. Tütün ve Tütün Ürünlerine Yönelik Talebin Azaltılmasına Yönelik Önlemler:
Halkı Bilgilendirme, Bilinçlendirme ve Eğitim

 
Mevcut Durum

Ülkemizde gerek yaygın ve örgün eğitim kurumları tarafından gerekse medya ve özel kurum ve kuruluşlar yolu ile çeşitli konularda toplumu bilgilendirme programları yapılmaktadır. Ancak, tütün ve tütün ürünleri ile mücadele kapsamında yapılan eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yetersizdir, etkinliği bilinmemektedir ve çoğunlukla bölgesel düzeyde ve birbirinden kopuk olarak yürütülmektedir. Amerika Hastalıkları Önleme Merkezi (CDC) ve Dünya Sağlık Örgüt (WHO) ile işbirliği içerisinde 2003 yılında gerçekleştirilen Küresel Gençlik Tütün Araştırması (GYTS)’na göre her 10 öğrenciden yalnızca 5’ine okuldaki derslerde sigaranın zararları öğretilmektedir. Bilgilendirme konusunda yapılan çalışmalarda, ölçme-değerlendirme süreçlerinde önemli eksiklikler mevcuttur. Bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarında en etkin araçların başında gelen medya, üzerine düşen görevi yeterince yapmamakta tersine film ve dizilerde sigara içmeyi özendirici sahneler yer almaktadır. Ayrıca sektörler içi ve sektörler arası eğitimsel işbirlikleri yeterli değildir. Örgün ve yaygın eğitimin tütün ve tütün ürünleriyle mücadele konusunda belirli bir politikası yoktur. Tütün ve tütün mamüllerinin zararları konusundaki müfredat yetersizdir.

Toplumda rol modeli özelliği olan bireyler (ebeveynler, sanatçılar, politikacılar, öğretmenler, sporcular, sağlık çalışanları, din görevlileri v.b.) tütün ürünleri ile mücadele konusunda kendi rollerinin farkında değillerdir. Türkiye’de özellikle kadınlar arasında sigara içme sıklığı geçmiş yıllara göre artmaktadır. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na göre kadınların sigara içme oranı 1998 yılında % 18 iken, 2003 yılında % 28’e çıkmıştır. Aynı kaynağa göre, lise ve üzerinde eğitim almış kadınların % 43.9’u sigara içmekte iken, lise altında eğitim almış olanlarda bu oran % 18.4’tür.

ANIMSAYALIM: Her 10 öğrenciden yalnızca 5’ine okuldaki derslerde sigaranın zararları öğretilmektedir

Amaç
Ulusal Tütün Kontrol Programının kabulünü ve uygulanmasını her düzeyde kolaylaştırmak için tütün ve tütün ürünlerinin sağlık, ekonomik ve sosyal açıdan zararları konusunda halkın bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi. 

Hedef
2010 yılına kadar toplumun % 90’ında sigara karşıtı bir tutum oluşturmak.

///
Sigarayı Bırakma

Mevcut Durum
Ülkemizde sigara içme prevalansı çok yüksektir. Erkek nüfusta %50’nin üzerinde olan, kadın nüfusta %30’a yaklaşan prevalans yüksekliğinin nedenlerinden birisi de bırakma oranlarının düşük olmasıdır. Ülkemiz için tüm nüfusu yansıtan bırakma oranı belli değildir. Sigarayı bırakmış olanların oranı yerel çalışmalara göre % 20 civarındadır. Sigaranın bırakılmasıyla bırakan kişiye sağlayacağı sağlık yararı çok önemlidir. Bırakma ne kadar erken gerçekleşirse, bu yarar o ölçüde artmaktadır. Bu yarar ömür süresiyle, yaşam kalitesiyle, sigarayla bağlantılı hastalıklar ve ölümlerle ilgilidir. Erişkin nüfusta bırakma oranlarının yükseltilmesiyle sağlanacak yarar sadece bırakanlarla sınırlı kalmaz, sigarayla bağlantılı normları etkileme, erişkinlerin gençler için yanlış rol modeli olmalarını önleme gibi mekanizmalarla sigaraya başlamayı azaltıcı bir katkı da sağlar. Sigarayı bırakma çabası, güçlü bir bağımlılık söz konusu olduğu için, gerekli desteklerin yokluğunda genellikle başarısızlıkla sonlanmaktadır.

Bu konuda yetişmiş insan gücünün, ilaç ve diğer desteklerin devreye girmesi halinde başarı şansı önemli ölçüde artmaktadır. Sigara bıraktırma hizmetinin maliyet etkin bir hizmet olduğu, hatta maliyet etkinlik yönünden hipertansiyona yönelik hizmetle karşılaştırıldığında eşit yararlılık düzeyi için daha az maliyet gerektirdiği gösterilmiştir.

Ülkemizde sigaranın bırakılması konusunda önemli bir sağlık hizmeti açığı vardır. Bırakmada kullanılan ilaçları bulma ve satın alma zorluğu vardır. Sağlık hizmetinin sunumu (hekim, hemşire, diş hekimi, psikolog,  vs) sırasında sigara kullanımı sorgulanmamaktadır. Sorgulansa da müdahale edilmemektedir.

Klinisyenlerin yaklaşımında önemli bir değişime gereksinim vardır. Sigara içme prevalansı sağlık personelinde de yüksektir. Sigara içen klinisyenlerin, sigara sorununa müdahalede, gerek isteklilik gerekse etkin müdahale açısından daha başarısız olduğu bildirilmiştir.

Bırakma motivasyonunu yaratmayı hedefleyen kitlesel iletişim etkinlikleri yetersizdir. Bırakma çabasını başarısızlığa götürecek durumlar sık yaşanmaktadır. Ev, çalışma, eğlenme ortamlarında sigara içimi yaygındır. Sigara içme görüntüleri, TV dizilerinde, filmlerde, tiyatrolarda ve medyada yaygın olarak yer almaktadır. Küresel Gençlik Tütün Araştırması (GYTS)’na göre her 10 öğrenciden 6’sı TV’de sigara karşıtı mesajlar görürken, 5’i sigara reklamlarıyla karşılaşmaktadır. Her 10 öğrenciden 4’ü reklam panolarında sigara-karşıtı mesajları, 3’ü sigara reklamlarını gördüklerini belirtmektedir. Her 10 öğrenciden 4’ü gazete ve dergilerde sigara-karşıtı mesajları, yaklaşık 3’ü sigara reklamlarını gördüklerini söylemişlerdir.

Ülkemizde sigara bırakma hizmetinin kötü kullanımı vardır.  Bilimsel kanıta dayalı olmayan (etkisi olmayan veya etkisi kanıtlanmamış) bırakma hizmeti sunulması yoluyla bireyler yanıltılmaktadır.

ANIMSAYALIM: Ülkemizde sigara içme prevalansı çok yüksektir. Erkek nüfusta % 50’nin üzerinde olan, kadın nüfusta ise % 30’a yaklaşan prevalans yüksekliğinin nedenlerinden birisi de bırakma oranlarının düşük olmasıdır.

Amaç
Sigarayı bırakmanın yaygınlaştırılması, tütün bağımlılığının tedavisinde ve tekrar başlamanın önlenmesinde başarı oranının yükseltilmesi.

Hedefler
   1. 2007 yılına kadar toplumda sigara bırakma oranını tespit etmek.     
   2. 2010 yılına kadar toplumda sigara bırakma oranını % 40’ın üzerine çıkarmak. 
   3. 2008 yılı sonuna kadar sağlık personelinde bırakma oranlarını %50’nin üzerine çıkarmak.
   4. 2010 yılına kadar öğretmenler, din adamları ve yönetici, görevle bağlantılı meslek mensuplarında sigara bırakma oranlarını % 50’nin üzerine çıkarmak.
   5. 2008 yılına kadar hamilelik döneminde sigarayı bırakmış olma oranını % 90’nın üzerine çıkarmak.
///
Fiyat ve Vergilendirme 

Mevcut Durum
Türkiye’de yıllık tütün mamülü (sigara) tüketimi 5,5 milyar paket dolayındadır. Nüfusu Türkiye nüfusuna benzer ülkelerden İngiltere’de yılda 3.7 milyar, Almanya’da 7.1 milyar, Fransa’da 4 milyar paket dolayında sigara tüketilmektedir.

Türkiye’de sigara üzerindeki vergi yükü ortalaması (ÖTV+KDV) % 73.25’tir. Uluslararası deneyimler tütün mamüllerine olan talebin azaltılmasında, tütün mamülleri fiyatının artırılmasının çok etkili olduğunu göstermektedir. Vergi artırımı yolu ile tütün mamüllerinin fiyatının artırılması, özellikle gençler ve düşük gelir gurupları arasında bu ürünlerin tüketiminde azalmaya yol açmakta, kamu gelirlerinde ise artış sağlamaktadır. Dünya Bankası verilerine göre sigara fiyatlarındaki % 10’luk artış tüketimde % 4 oranında azalmaya yol açmaktadır. Bu değişim yüksek gelirli ülkelerde % 2,5-5, orta ve düşük gelirli ülkelerde de % 5-10 arasında olmaktadır. Ülkemizde 2002 yılında yapılmış olan bir çalışmada 1960-2000 yılları arasında sigara fiyatındaki % 10’luk artışın tüketimde % 2 oranında azalmaya yol açtığı bulunmuştur. Gümrüksüz satış mağazalarında gelen yolculara tütün ve tütün mamüllerinin vergisiz satışı, tüketimi artırıcı etki yapmaktadır.

Amaç
Tütün ürünleri üzerindeki vergi yükünü “yasa dışı ticareti özendirmeyecek oranda” artırarak tütün ürünlerinin fiyatının artırılması ve bu yolla tütün ürünlerine olan talebin azaltılmasıdır.

Hedef
Türkiye’de sigara üzerindeki vergi yükünü 2010 yılına kadar % 80’nin üzerine çıkarmak. (Tüketimi caydırıcı biçimde sigara fiyatlarının artırılması)

ANIMSAYALIM: Uluslararası deneyimler tütün mamüllerine olan talebin azaltılmasında, tütün mamülleri fiyatının artırılmasının çok etkili olduğunu göstermektedir. Dünya Bankası verilerine göre sigara fiyatlarındaki % 10’luk artış tüketimde % 4 oranında azalmaya yol açmaktadır.
///
Çevresel Tütün Dumanı (Pasif İçicilik)

Mevcut Durum
Çevresel tütün dumanına maruziyet / Pasif maruziyet (içicilik): Başkalarının içtiği tütün ve tütün mamüllerinden dolayı kişinin kendi rızası dışında tütün içeriğine maruz kalması durumudur. Ayrıca annenin aktif veya pasif içimine bağlı olarak fetusun tütün içeriğine maruz kalması da pasif maruziyet olarak tanımlanmaktadır.

Pasif maruziyetin ölüm, hastalık ve sakatlıklara yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmış olmakla birlikte sağlık riskleri, toplumun çoğunluğu tarafından bilinmemektedir. Türkiye’de pasif maruziyet konusunda ülkeyi temsil eden yeterli bilimsel veri yoktur. 2003 yılı Türkiye Küresel Gençlik Tütün Araştırması (GYTS) sonuçlarına göre; çalışmaya katılanların % 89’u evde, % 90’ı halka açık alanlarda pasif maruziyete uğramaktadır. Halka açık alanlarda özellikle kamu kurum ve kuruluşları, eğitim kurumları, özel ve tüzel iş yerleri, toplu taşıma araçları, lokanta, bar, pastane, kafe, kıraathane, kulüpler, alışveriş merkezleri, oteller ve diğer konaklama tesisleri, kültür hizmeti veren yerler,  otobüs, tren, havaalanı terminalleri, spor alanlarında pasif maruziyet yaygındır. İçmeyenlerin başta çocuklar olmak üzere pasif maruziyetten korunması için güçlü düzenlemelerin uygulanmasına ihtiyaç vardır.

Amaç
Pasif maruziyetin kanser etkeni olarak kabul edilerek tütün ve tütün mamülleri kullanmadığı halde pasif maruziyet nedeniyle risk altında olan kişi ve toplumların sağlığını koruma altına almak.

Hedefler
   1. 2008 yılına kadar “pasif maruziyetin aktif içicilik kadar sağlığa zararlı” olduğu bilgisini toplum geneline yaymak.
   2. 2010 yılına kadar gebe ve çocukların pasif maruziyete uğramalarını önlemek.
   3. 2006 yılı sonuna kadar kamu hizmet binalarının kapalı alanlarında tütün mamülü tüketiminin tamamen engellenmesi.

///
Reklam, Promosyon ve Sponsorluk

Mevcut Durum
Reklam ve promosyon: Bir tütün mamülünü veya tütün kullanımını özendirmeyi doğrudan veya dolaylı yoldan sağlamak amacıyla yapılan her türlü iletişim, tavsiye veya eylem.
Sponsorluk: Bir tütün mamülünü veya tütün kullanımının doğrudan veya dolaylı yoldan tanıtımı, amacı, etkisi veya benzer etkisi olan her türlü olay, faaliyet ya da bireye katkıda bulunma.

Medya dahil olmak üzere doğrudan ya da dolaylı her tür reklam, promosyon ve sponsorluğun yasaklanması, hem tütün tüketiminde azalmaya yol açmakta (Dünya Bankası verilerine göre %7) hem de tütün kullanımının sosyal bir olgu olarak özellikle gençler arasında kabul görmesini engellemektedir. Türkiye’de bu konudaki çalışmalar aşağıdaki mevzuat çerçevesinde yürütülmektedir: 
   1. 4207 sayılı Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun
   2. 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamülleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamüllerinin Üretimine İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
   3. 5261 sayılı Dünya Sağlık Örgütü Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi’nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
   4. Tütün Mamüllerinin Nihai Satış Noktalarında Sergilenmesine ve Satış Yerlerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ
   5. Tütün Mamülleri, Alkol ve Alkollü İçkilerin Toptan ve Perakende Satışı ile Satış Belgelerine İlişkin Yönetmelik
   6. Tütün Mamülleriyle İlgili Olarak Basın Yayın Organlarında Fiyat Duyurusu Mahiyetinde İlan Yayımlanamayacağına İlişkin Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurulu Kararı.

Yapılan bu yasal düzenlemelerde sponsorluk konusu yeterince açıklanmamıştır. Yasak olmasına rağmen gizli veya dolaylı reklamlar devam etmektedir. Sınır ötesi reklamlar yaygındır ve bunların girişi ve önlenmesi konusunda denetleme yoktur. İnsani yardım ve proje sponsorlukları, sigara ve firma reklamı aracı olarak kullanılmaktadır (depremzedelere yardım, arkeolojik kazılara sponsorluk sağlanması vs. ).

ANIMSAYALIM: Medya dahil olmak üzere doğrudan ya da dolaylı her tür reklam, promosyon ve sponsorluğun yasaklanması, hem tütün tüketiminde azalmaya yol açmakta (Dünya Bankası verilerine göre %7) hem de tütün kullanımının sosyal bir olgu olarak özellikle gençler arasında kabul görmesini engellemektedir

Amaç
Tütün mamülleri ile ilgili her türlü reklam, promosyon ve sponsorluk faaliyetlerinin önlenmesi.

Hedefler
1. 2007 yılına kadar, sigara ve diğer tütün mamüllerinin marka ve firma reklamına aracı olacak her türlü reklam, sponsorluk ve promosyon ihlallerini sıfıra indirmek.
2. 2007 yılına kadar idari ve adli yaptırımları etkili, adil ve caydırıcı hale getirmek.

///
Ürün Kontrolü ve Tüketicinin Bilgilendirilmesi

Mevcut Durum
Tütün ve tütün mamüllerinde bulunan kanserojen maddeler, zehirli bileşenler ile katkı maddelerinin türleri ve miktarları bilinmemektedir. Sigarada 4700’den fazla zehirli madde bulunmakta, 1400 değişik katkı maddesi kullanılmaktadır. Ancak, bunlardan 600’üne kullanım izni verilmiştir. İzni veren ulusal ve uluslararası kuruluşlar hangi markada ne oranda katkı maddesi olduğunu ve katkı maddelerinin yanması sonucu ortaya çıkan zehirli maddelerin neler olduğu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi değildir. 4822 sayılı Kanun ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince “Sağlık ve Güvenlik Hakkı”, “Bilgi Edinme Hakkı”, “Eğitilme Hakkı”, “Zararların Karşılanması Hakkı”, “Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı” hükümleri bulunmaktadır. Ancak bu Kanun hükümleri tüketiciler tarafından yeterince bilinmemektedir. Sigara paketlerinin isimlendirilmesinde ulusal değerlerimizi çağrıştıran ifadeler kullanılmaktadır. Nargile kafeler hızla yayılmakta, madde bağımlılığına zemin hazırlamaktadır. Dumansız tütün ürünleri bazı bölgelerde yaygın kullanılmaktadır. Pipo ve puro ürünlerinde piyasaya arzla ilgili denetimler yetersizdir.

Amaç
Sigara dumanında ve diğer tütün ürünlerinde bulunan kanserojen maddelerin, katkı maddelerinin ve zehirli bileşenlerinin bilimsel olarak değerlendirilmesi, ürün standartlarına ilişkin düzenlemelerin getirilmesi ve tütün ve tütün mamüllerinin içeriğindeki zararlı maddeler hakkında tüketicinin bilgilendirilmesi.   

Hedefler
   1. 2007 yılından itibaren tütün ve tütün mamuüllerinin içeriği, emisyonlarının değerlendirilmesi ve ölçülmesi için ulusal ve uluslar arası standart ve düzenlemeler doğrultusunda akredite laboratuar kurmak ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bünyesinde faaliyet gösteren TobLabNet (uluslararası laboratuar, test ve analiz ağı) ile koordinasyon halinde çalışmalar yapmak. 
   2. 2006 yılından itibaren mamüllerin içeriği ile ilgili toplumu bilgilendirmek.  
   3. 2007 yılından itibaren mamüllerin içerik olarak standartlara uygunluğunu düzenli olarak izlemek. 
 ///
Tütün Arzının ve Tütün Ürünlerinin Kullanımının Azaltılmasına Yönelik Önlemler

Ulusal Tütün Kontrol Programının ikinci bölümünde tütün kullanımının azaltılmasına yönelik amaç, hedef ve stratejiler belirlenmiştir. Sağlık çalışanları bu amaç doğrultusunda özellikle gençlerin tütün ve tütün ürünlerine ulaşımının azaltılmasında rol alabilirler ve rol modeli olarak gençlerin sigarasız bir hayatı devam ettirmelerini sağlayabilirler.

Yasadışı Ticaret

Mevcut Durum
Yasadışı Ticaret:
Tütün ve tütün mamüllerinin sahte veya kaçak olarak üretilmesi ve/veya yasadışı yöntemlerle son kullanıcıya ulaşmasını sağlayan veya bunları kolaylaştıran faaliyetlerdir.
Sahte Ürün: Yurt içinde veya yurt dışında tescili bulunan bir markanın taklit edilmesi suretiyle üretilerek piyasaya sürülen ve tescilli ürüne göre hammadde, sarf malzemeleri ve kimyasal katkılar bakımından içeriği değişik olabilen ve insan sağlığı açısından risk taşıyabilen tütün mamülleridir.
Kaçak Ürün: Ruhsatsız olarak üretilen ve/veya yasal olmayan yollarla yurda giren ürünlerdir.

Türkiye’de yasadışı tütün ve tütün mamülleri ticareti aşağıdaki yöntemlerle yapılmaktadır: 
   • Sahte sigaranın sahte bandrol ile yasal dağıtım ağı kullanılarak dağıtılması, 
   • Sahte sigaranın sahte bandrollü veya bandrolsüz yasadışı dağıtımı, kaçak sigaranın yasa dışı dağıtımı ve diğer yöntemler.

Tütün ve tütün mamüllerinin yasadışı ticareti, vergisiz ve düşük fiyatlı ürün satışı yoluyla tüketimi teşvik edici bir etki yapmaktadır. Türkiye’de tütün ve tütün mamüllerinin yasadışı ticaret oranı % 10-15 civarındadır. Taklit ürünlerin içinde tütün haricinde odun, kumaş kırıntısına rastlanılmaktadır. Türkiye’de yasadışı sigara ticaretinden kaynaklanan vergi kaybının 750 Milyon USD olduğu tahmin edilmektedir.

Ülkemizdeki yasadışı ticaretle mücadeledeki sorunlar:   

   • Transit rejimindeki denetim yetersizliği tütün ve tütün mamüllerindeki kaçakçılıkla mücadeleyi olumsuz etkilemektedir.
   • Tütün mamüllerinin üretim ve dağıtım sisteminin etkili denetiminin yapılamayışı yasadışı ticareti artırmaktadır.
   • 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda yasadışı tütün mamülleri ticareti ile mücadele konusunda ceza ve kurumlar arası işbirliği açısından eksiklikler bulunmaktadır.

Türkiye’de tütün ve tütün mamüllerinin yasadışı ticaret oranı % 10-15 civarındadır. Türkiye’de yasadışı sigara ticaretinden kaynaklanan vergi kaybının 750 Milyon USD olduğu tahmin edilmektedir

Amaç 
Yasadışı ticaret, tütün ve tütün mamüllerinin tüketimini artırarak halk sağlığını tehdit etmekte, gelir kaybına yol açmakta, organize suça ve kanunsuz uygulamalara fırsat vermektedir. Tütün ve tütün mamüllerinin her türlü yasadışı ticaretinin önlenmesi için ulusal ve uluslararası düzeyde önlemlerin alınması gerekmektedir.

Hedefler
   1. 2007 yılı sonuna kadar Türkiye’de yasadışı ticaretin boyutunu kanıta dayalı yöntemlerle saptamak.
   2. 2010 yılına kadar, tespit edilen yasadışı ticareti ortadan kaldırmak.
/// 
Gençlerin Ulaşabilirliği

Mevcut Durum
Tütün şirketlerinin hedef grubu arasında gençler başı çekmektedir. Gençlerin tütün ve tütün mamüllerine ulaşabilirliğinde, bu mamüllerin satışına yaş kısıtlaması getirilmesi tek başına yeterli bir kontrol önlemi olmamaktadır.  Beraberinde satış yerlerinin ruhsatlandırılmasının sıkı kurallara bağlanması ve bunun dışındaki tüm satış ve dağıtımların (sigara satış makineleri, self servis satış, postayla sipariş ve elektronik satışlar ve yasadışı ticaret) önlenmesi gerekir.    

İlköğretim 7 ve 8. sınıflar ile lise 1. sınıflarda yapılan Küresel Gençlik Tütün Araştırması (GYTS) sonuçlarına göre; öğrencilerin % 29.3’ü sigara içmeyi denemişlerdir (kızlarda % 21.5, erkeklerde % 34.9), halen sigara içenlerin % 50.4’ü (kızlarda % 42.9, erkeklerde % 53.5) bakkaldan veya marketten sigara almaktadır, % 86.7’si sigara alırken yaşlarından dolayı sigara satın alma konusunda bir güçlükle karşılaşmadıklarını belirtmektedir.

Gençlerin % 20.1’i tütün firması temsilcileri tarafından kendilerine bedava sigara verildiğini belirtmiştir. Ülkemizde gençler arasında sigara içmek sosyal olarak kabul edilebilir bir olgudur ve yaygınlığı yüksektir (% 21 ile % 48 arasında değişmektedir).

Üniversite öğrenimi yıllarına ilerledikçe içme oranları artmaktadır. Gençlerin sigara alışkanlığını edinmelerinde aile (özellikle anne), öğretmenler, arkadaşlar, sporcular, sanatçılar... vb kişiler model oluşturmaktadır. Halen bu gruplarda sigara içme oranları toplumun diğer kesimleri kadar hatta daha yüksektir. Örneğin öğretmenler arasında sigara kullanım oranı  %50 dolayındadır. Örgün öğrenime devam etmeyen gençlerin durumu ile ilgili araştırmalar yeterli değildir. Ancak, bu gurupta içme sıklığının daha yüksek olduğu gözlemlenmektedir. Okul çevresindeki marketlerde ve seyyar satıcılar tarafından gençlere tek tek veya paketle sigara satılmaktadır. Yasak olmasına rağmen gençlerin bu ürünlere ulaşmada sorunla karşılaşmadığı görülmektedir. Özellikle gençlere yönelik olmak üzere nargile içimine olanak sağlayan mekânlar artmakta, değişik aromalı ürünlerle nargile içimi özendirilmektedir. Yasal engel olmasına rağmen okul, hastane, spor tesisi, internet kafe ve benzeri yerlerde sigara satışı yapılmaktadır.

Amaç
On sekiz yaş altındaki bireylerin tütün ve tütün mamüllerine satış ve dağıtım yolu ile ulaşmasının engellenmesi.

Hedef
2010 yılına kadar 15 yaş altı gençler arasında sigara içme oranını 0’a, 15 –18 yaş arası gençlerde ise mevcut durumun en az yarısına indirmek.

ANIMSAYALIM: İlköğretim 7. ve 8. sınıflar ile lise 1. sınıflarda yapılan Küresel Gençlik Tütün Araştırması (GYTS) sonuçlarına göre öğrencilerin % 29.3’ü sigara içmeyi denemişlerdir, halen sigara içenlerin % 50.4’ü bakkaldan veya marketten sigara almaktadır, % 86.7’si sigara alırken yaşlarından dolayı sigara satın alma konusunda bir güçlükle karşılaşmadıklarını belirtmektedir.

///
Tütün Üretimi ve Alternatif Politikalar

Mevcut Durum
Türkiye, Oriental tip (Şark tipi) tütün üretiminde dünyanın en önde gelen üreticisidir. Türkiye tütün üretimi 2004 ürün yılı itibarı ile 133.871.000 kg.dır. 2005 yılı ürünü sözleşme bildirimlerine göre 147.611.784 kg. olarak tahmin edilmektedir. Üretim Ege, Karadeniz, Marmara, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri olmak üzere beş bölgede gerçekleştirilmektedir.

Türkiye, 2005 yılında 67.120.066 kg tütünü 272.475.365 $ bedelle ithal ederken, 476.377.227 $ karşılığında 134.533.516 kg. tütün ihraç etmiştir. 2005 yılı sonunda Türkiye’de toplam stok tütün miktarı ise 406.423.276 kg.dır.

2000 yılında 583.474 olan ekici sayısı, 2004 yılında 278.907’ye, 2005 yılı bildirimlerine göre de 255.753’e düşmüştür. 2000 ürün yılında 208.002.000 kg. olan üretim miktarı da 2002 ürün yılından itibaren destekleme alımlarının kaldırılmasıyla ciddi miktarlarda düşmüştür. İhraç kabiliyeti az ve kalite olarak yetersiz olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri tütün üretiminin azaltılması için 2001 yılından itibaren, Alternatif Ürün Projeleri yürürlüğe konmuş bulunmaktadır. Bu proje kapsamında öngörülen tedbirler Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri tütüncüleri için uygulanmakta olup, ÇKS ile de kayıt altına alınma çalışmaları yapılmaktadır. Dünya Bankası tarafından öngörülen ödemeler ile devam etmekte olan alternatif ürün projesi de 2007 yılına kadar devam edecektir. Tütün üretiminden vazgeçen veya vazgeçirilen tütün üreticilerinin ve üretim daralması sonucunda işsiz kalan tütün işçilerinin sosyal ve ekonomik mağduriyetleri sürmektedir.

Amaç
Tütün üretiminin kontrolü, izlenmesi, tütüne alternatif tarım ürünleri ve ekonomik faaliyetlerin belirlenmesi, tütün üreticiliğinden alternatif ürünlere geçen üreticilere ekonomik varlıklarını sürdürebilecekleri desteklerin sağlanması.

Hedef
2010 yılına kadar, tütün üretiminden vazgeçen veya vazgeçirilen üreticiler ile sektörden uzaklaşmak durumunda kalan tütün işçilerinin alternatif ürünlere ve ekonomik faaliyetlere geçişlerini tamamlamak ve sürdürülebilir alternatif geçim yollarının geliştirilmesini sağlamak

///
3. Tütün kullanımı ve ulusal tütün kontrol programının izlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması

Mevcut Durum
Ulusal tütün kontrol politikalarının, tütünle ilgili durumun ve diğer düzenleyici mekanizmalarının düzenli olarak izlenmesi halinde başarıya ulaştığı bilimsel olarak gözlemlenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü modellemesinden hareketle yapılan bir hesaba göre, Türkiye’de sigaradan dolayı sağlık, işgücü ve benzeri nedenlerle yılda halen yaklaşık 2,72 milyar dolar ekonomik kayıp olmakta ve 100 bin kişi zamansız ölmektedir. Bu rakama sigaraya harcanan yaklaşık yıllık 15 milyar dolarlık miktar dahil değildir. Türkiye’de halen tütün kontrolü ile ilgili çalışmalar dar kapsamlı, kurum ve kuruluşların çabaları ile yürütülmektedir. Yazılı, kararlaştırılmış ve kapsamlı ulusal tütün kontrol programı yoktur. Türkiye’de tütün mamüllerinin kullanımını, bunun sonuçlarını izleyen, değerlendiren kapsamlı ve sürekli herhangi bir çalışma bulunmamaktadır.

Amaç
Ulusal tütün kontrol programının süreç ve çıktılarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması için model oluşturulması.

Hedefler
   1. 2007 yılı sonuna kadar Ulusal Tütün Kontrol Programının izlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması için ulusal bir veri sistemi kurmak, 
   2. 2010 yılında Ulusal Tütün Kontrol Politikalarının etkililiğini değerlendirmek ve raporlamak

ANIMSAYALIM: Türkiye’de sigaradan dolayı sağlık, işgücü ve benzeri nedenlerle yılda halen yaklaşık 2,72 milyar dolar ekonomik kayıp olmakta ve 100 bin kişi zamansız ölmektedir. Bu rakama sigaraya harcanan yaklaşık yıllık 15 milyar dolarlık miktar dahil değildir